10 Mayıs 2008, Cumartesi 
Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü
Etkinlik Programları
Duyurular
Dağcılık Programları
Doğa Sporları
Fotoğraf Galerileri
Etkinlik Raporları
Eğitim Notları ve Faydalı Bilgiler
Tüzük ve Yönetmelikler
Üyelik
Linkler
Bizi Tanıyın
Medyada Zirve Dağcılık
Ziyaretçi Defteri
2. El Malzeme
Dağ Haritaları

Tdf
HAVA DURUMU
www.meteor.gov.tr
www.weather.com
www.snow-forecast.com
DOĞA SPORLARI

- Yamaç Paraşütü

- Magaracilik

- Oryantiring



Yamaç Paraşütü

YAMAÇ PARAŞÜTÜ: KÖKENİ VE ÖZELLİKLERİ

1940’lı yıllarda, tıpkı havacılığın öncülerinden olan Otto Lilienthal'in çalışmalarındaki gibi yamaçlardan koşarak havalanan ve yere kadar süzülerek inen yeni bir hava aracının denemeleri yapılıyordu. Bu araç rahatlıkla sökülüp takılabilen çubuklardan ve üzerine gerilmiş kumaşlardan yapılmış bir delta(yelken) kanattı. 1948 yılında Dr. Francis Rogallo portatif delta kanadı yapmayı başardı. Zamanla delta kanatlar emniyet ve performans açısından oldukça geliştiler ve yakın zamana kadar en ucuz ve en hafif hava aracı olma özelliklerini korudular. Ancak malzeme ve üretim teknolojileri geliştikçe delta kanatların performansları ile birlikte fiyatları da artmaya başladı. Bugün tecrübeli bir pilot, 30-35 kg ağırlığındaki delta kanadına ek olarak yedek paraşüt, hava akımlarına göre şekillendirilmiş bağlantı elemanları, altimetre, variometre, pusula ve hız saati gibi bazı cihazlara ve telsize ihtiyaç duyar. Elbette bütün bunları taşımak için bir araç ve uçmayı düşündüğünüz tepedeki kalkış noktasına kadar uzanan bir yol gereklidir.

yamaç paraşütü



Bu nedenlerden ötürü 1970’li yıların sonlarında bazı uçucular yapısı sabit ve ağır olmayan, daha esnek ve daha hafif bir hava aracı arayışına girdiler. Ardından birkaç öncü serbest paraşütçülerle birlikte yamaçlardan paraşütle uçuş denemelerine başladılar. Bunlar uçaktan atlayarak limit hızda (yaklaşık 198 km/s) düşerken açılmak üzere dizayn edilmiş serbest düşüş paraşütleriydi. Çok geçmeden limit hızdaki açılış şokunun doğurduğu aşırı yüksek gerilime dayanıklı olma özelliğinin, koşarak yapılan yamaç kalkışlarında gerek olmadığı ve farklı malzemelerden daha büyük boyutlarda özel olarak üretilen paraşütlerin, tıpkı delta kanatlar gibi süzülebileceği düşünüldü.

Üreticiler hava geçirgenliği olmayan kumaşlardan daha geniş yüzeyli paraşütler üretmeye başladılar. Bu paraşütler, tasarım olarak serbest paraşütlerle çok büyük farklıydı. Özel kumaşlardan ve farklı üretilmiş bu tür paraşütler, eğer limit hızda düşen bir paraşütçü tarafından açılacak olsa büyük ihtimalle açılış şokuna dayanamayıp patlayabilecek cinstendi. Lakin süzülüş oranları ve çöküş hızları bakımından, delta kanatlar kadar gelişmiş olmasa bile, motorsuz süzülen hava araçlarına dahil edilebilecek performansa sahip araçlardı.


yamaç paraşütü
Yamaç Paraşütü (Kanat)               Paraşüt                     Serbest Paraşüt


Çok geçmeden, delta kanatlara oranla ucuz maliyeti, kolay kurulumu ve kontrol edilebilirliği sayesinde, son teknoloji ürünü malzeme ve üretim teknikleri sayesinde, Fransızca "parapente", Almanca "gleitschhirmfliegen", İngilizce "paragliding" ve Türkçe "yamaç paraşütçülüğü" adıyla bilinen son yıllarda popülerliği hızla artan yepyeni bir havacılık sporu doğdu.


1980’li yıllarda özellikle Avrupa'nın dağlık arazilerinin bol olduğu ülkelerde, yamaç paraşütçüleri düzenli olarak dağlardan, tepelerden uçmaya başladılar. Sonrasında, rengarenk kanatlar (kanopi - yamaç paraşütü) bütün kıtaların tepelerinde görülmeye başladı, Japonya'daki Fuji Dağı ve Himalayalar'daki Everest zirvesinden uçuşlar gerçekleştirildi.

Yamaç paraşütü üreticileri daha yavaş bir çöküş hızı ve daha iyi bir süzülme performansı için çalıştıkça yamaç paraşütleri serbest düşüş paraşütlerinden tamamen farklı bir şekil aldılar. Geniş yüzeyleri, uzun ve ince ipleri, dar hücre girişleri ve tıpkı bir uçak kanadını andıran kesitleriyle bir paraşütte kıyasla çok uzun ve ince bir "kanat" şeklini aldılar. Süzülme performansları serbest düşüş paraşütlerinkinin çok üstüne çıktı, hatta uygun hava şartlarında, süzülmek yerine yükselen hava hareketleri sayesinde irtifa kazanabilecek, yükselebilecek performansa ulaştılar. Onlarca hatta son yıllarda yüzlerce kilometrelik mesafeler katedildi, saatlerce süren uçuşlar kaydedildi ve termik (yükselen hava) ve dalga kaldırıcıları kullanılarak binlerce metre irtifalara çıkıldı. Bu spor, son yıllarda o kadar hızlı yayıldı ki çoğu ülkede delta kanattan daha fazla sporcusu oldu.


Bugünkü yamaç paraşütlerinin 6:1 ve 10:1 arasında değişen süzülme oranları delta kanatlarınkiyle (12:1-18:1) ya da planörlerinkiyle (20:1-60:1) karşılaştırıldığında çok iyi görünmeyebilir fakat bu dezavantajının yanında yamaç paraşütünün sahip olduğu ciddi avantajları da vardır. Öncellikle, diğer hava araçlarına göre kolaylıkla havalanır, yönlendirilir ve indirilirler, birkaç dakikada hazırlanılabilir ve indikten sonra kolayca toplanabilirler. Uygun bir eğitimle "temel" uçuş kontrolü becerisi, bir kaç haftada kazanılabilir. Hafifliği ve küçük boyutları sayesinde rahatlıkla sırtınıza alıp hiç bir yola, hava alanına ya da başka bir tesise gerek duymadan kalkış noktasına tırmanabilir ve yolları olmayan dağlardan bile kolaylıkla kalkıp uçabilirsiniz. Geniş olmayan alanlardan, herhangi bir piste ihtiyaç duymadan kalkabilir ve planör -delta kanatların inemeyeceği dar alanlara inebilirsiniz.


yamaç paraşütü   

Yamaç Paraşütü, pratik bir spordur.

Yamaç paraşütü sporu, temel güvenlik kriterlerini sağlamış ve ciddi teorik & pratik eğitimini almış herkesin, kolayca uçabilmesini sağlayan bir spor olmasının yanısıra, profesyonel anlamda incelersek: "Uzun Mesafe - Yarışma" ve "Akrobasi" şeklinde iki dala ayırabiliriz. Özetle uzun mesafe - yarışma uçuşlarındaki temel amaç, tahmin edilebileceği gibi yükselen hava hareketlerini (termik) kullanarak uzun mesafeler katetmektir. Yarışmalarda, pilotlardan önceden belirlenen onlarca kilometre uzunluktaki rotaları takip etmeleri ve en kısa sürede bitiş noktasına (Gol) varmaları beklenir. Akrobaside ise, pilotlardan çeşitli manevraları hatasız ve manevralar arasında düzgün geçiş yapmaları istenir. Bireysel akrobasi uçuşu yapılabileceği gibi, daha zorlu olan ikili senkronize akrobasi uçuşları da yapılmaktadır. Akrobasi manevraları, çok zorlu olmakla beraber, yüksek G kuvvetlerine (2 ~ 3G) dayanıklılık, ileri seviye kanat kontrolü ve yetenek gerektirmektedir. Bu manevralar göze hitap ettiği ve heyecan verici olduğu için Akrobasi festivalleri ve yarışmaları, bir çok ülkede uçan veya uçmayan kesimler tarafından büyük ilgi görmektedir.

.

yamaç paraşütü
Uzun Mesafe - Yarışma                            Akrobasi

Görece basit ve çok zevkli olmasının yanısıra, havacılığın her dalında olduğu gibi yamaç paraşütçülüğünün de kesinlikle uyulması gereken emniyet kuralları vardır. Havacılığın düşüncesiz, dikkatsiz, tedbirsiz ve aptalca hareketleri affetmediğini asla unutmamamız gerekir. Güvenli uçuşlar için içinde uçtuğumuz hava tabakasını kesinlikle tanımalı, kanadımızın değişik şartlar altındaki davranışlarını iyi bilmeli ve doğanın şartlarını ve en önemlisi kendi limitlerimizi asla zorlamamalıyız.

Yamaç paraşütçülüğü uçmanın verdiği heyecanı ve özgürlüğü tatmanın belki de en basit ve en kolay yoludur. Fakat bütün diğer macera-doğa-havacılık sporlarındaki gibi temkinli davranılmaması, yetersiz bilgi ve yanlış uygulanması, uygun olmayan şartlarda yapılması, gereksiz-aşırı risk alınması...gibi hallerde, çok ciddi yaralanmalara, hatta ölümlere yol açabilir.

YAMAÇ PARAŞÜTÜNÜN YAPISI VE BÖLÜMLERİ

Yamaç paraşütü basit bir hava aracıdır, fakat bütün diğer hava araçları gibi karmaşık bir tasarım çalışmasının ürünüdür.Yamaç paraşütü ana hatlarıyla kanat (kanopi), ipler, kolonlar ve harnes (kuşam) olarak dört kısımda incelenilebilir.


I. Kanat (Kanopi):

Bizi havada taşıyan, uçmamızı sağlayan ve özel olarak üretilmiş kumaştan ve çeşitli polyester malzemelerden oluşan kısma kanat ya da kanopi adı verilir. Kanat, uçuş sırasında içerisi hava ile dolan, birbirinin üzerine yerleşmiş iki katlı kumaş yüzeyden meydana gelir.Kanadın alt ve üst yüzeyleri, uçak kanatlarındaki gibi airfoil kesidi şeklinde olan dikey parçalarla birleştirilmiştir. Bu parçalar kanadı, dik olarak kesen hücrelere bölerler. Havanın kanadın içerisine dolabilmesi için kanadın hücum kenarı diye adlandırılan ön kenarı açık, dolan havanın içeride hapsolmasını sağlamak için firar kenarı denilen arka kenarı kapalıdır. Böylece paraşütün kumaşı da havayı hiç geçirmediğinden kanat, içine giren havayı hapsederek katı bir kanat formunu alır. Kanat içindeki hava basıncının eşit olarak dağılmasını ve kanadın düzgün şekilde şişmesini sağlamak için hücrelerin yan duvarlarında havanın hücreler arasında geçişini sağlayan delikler vardır. Tamamen hava ile dolduğunda kanat tıpkı bir uçak kanadı gibi alt yüzeyi düz üst yüzeyi kavisli bir şekil alır. Tipik bir kanatta 40-60 hücre vardır. Genelde hücrelerin uzunlukları kanadın ortasından uçlara doğru gittikçe azalarak kanada yukarıdan bakıldığında eliptik bir görünüm kazandırırlar. Bu şekle planform adı verilir. Kanadın yan taraflarına kulak adı verilir.

Kanatlar, pilotun kilosu ve farklı uçuş koşullarına göre birçok değişik büyüklüğe ve en/boy oranına sahip modellerde ve çeşitli pilotaj seviyelerinde (Başlangıç, İleri, Yarışma, Akrobasi gibi) üretilmektedirler.

II. İpler:

Askı ipleri ve fren ipleri olarak ikiye ayrılırlar. Ağırlığı ve sürüklenmeyi azaltmak için ipler, kevlar (karbon lifi) ve dacron gibi maddelerden, mümkün olduğu kadar ince üretilirler. Kevlar, ince bir ip gibi görünmesine rağmen, kalınlıklarına göre değişmekle beraber, bir tanesi ortalama 70 kilo taşıyabilecek kapasitededir. Taşıma kapasitesi yüksek olmasına rağmen, sürtünmelere karşı dayanaksızdır ve makasla çok kolay kesilebilirler. Bu nedenle, doğada zarar görmemesi için üzeri dacron adı verilen dayanıklı bir malzemeyle kaplanır.

.Düzgün bir dağılım için her bir ip kümesi uzunluklarının ortalarına yakın bir yerde ikiye ya da üçe ayrılarak kanada ulaşırlar. Bu şekilde, kanada doğru ipler çatallanır ve pilotun ile harnesin ağırlığı kanat kumaşının tüm yüzeyine dağıltılmış olur. Kanadın ön kısmındaki ipler birleşerek ön kolonlara, arka kısmındaki ipler arka kolonlara bağlanırlar. Kanadı kontrol etmemizi yarayan fren ipleridir. Firar kenarının sağ ve sol uçlarına bir kaç noktadan bağlı olan fren ipleri, birleşerek tek bir ip halinde arka kolonlara kadar gelirler ve burada uçuş sırasında bırakıldıklarında savrulup gitmelerini engelleyen makaralardan geçerek pilotun uçuş sırasında tuttuğu halkalarda son bulurlar. Fren ipleri kolayca ayırt edilebilmeleri için farklı renklerde (fosforlu yeşil) olurlar.

III. Kolonlar:

Kolonlar, iplerle kuşamı birleştirirler, genelikle bütün ipler metal halkalarda (nylon) toplanırlar ve kolonlarla birleşirler. Kolonlar kalkışlarda pilotların bütün ipleri birden tutup çekebilecekleri tek bir nokta teşkil ederler, ayrıca bütün ipleri tek tek ayırmadan bir kuşamı söküp diğerini takmamızı sağlarlar.

Arka kolonlarda ayrıca fren iplerinin geçtiği küçük halkalar ve uçuştan sonra fren kontrollerin tutturulabileceği velkro veya çıt-çıt gibi malzemeler bulunur.

IV. Harnes (Kuşam):

Harnesler, pilotun kanada bağlandığı oturduğu kısımdır. Yamaç paraşütü harnesleri genelde aynı temel yapıyı taşırlar. Oturmak için plastik yada tahtadan bir oturak kısmı, kumaştan bir sırtlık, omuz askıları, göğüs ve bacak kolonları ile iplerin bağlandığı askı kolonları vardır. Son zamanlarda üretilen modellerde hız sistemleri için bağlantılar, kevlar sırt koruma plakaları, yedek paraşüt ve balast bölümleri de bulunmaktadır. Harnesler, vücut ölçülerine göre farklı boylarda üretilir ve uçuş pozisyonuna göre ayarlanabilirler.

             

yamaç paraşütü 

UYARI





-----------------------------------------------------------
Mağaralar
Mağaracılık
Mağaracılıkta Etik Kurallar
Mağaracılık Faaliyetleri
İleştim


Mağaralar

Mağara,  yüzeyle bağlantısı olan en az bir insanın sürünerek girebilmesine olanak verecek genişlik ve yüksekliğe sahip olan yeraltı boşluklarıdır. Bazı mağaralar lavların soğuması sırasında içlerinde bulunan boşluklardan da meydana gelebilir; fakat bu mağaralarda zehirli gaz çıkışları olması ihtimali nedeniyle girilmesi tehlikelidir. Buz içinde oluşan mağaralar da vardır.

mağaracılık 

Kireçtaşı, dolomit, mermer, jips, tuz, kalsit çimentolu konglomera ve kumtaşı gibi erimeye uygun karbonatlı ve sülfatlı kayaların, yeraltı suları tarafından eritilerek aşındırılmasıyla meydana gelen mağaralara karstik mağaralar denir. Bu tür mağaralar oluşum açısından en zengin mağaralardır.


Mağaralar nasıl oluşur?
Doğadaki hemen hemen bütün taşlar suda erir; ancak erime yoğunlukları taşın kimyasal yapısına göre değişir. En çok eriyen taş kaya tuzudur. Alçı taşı da (jips) bir başka kolay eriyen taş türüdür. Kireç taşı, deniz ve akarsu diplerinde ölmüş hayvan kabukları ve kemiklerinin üst üste birikimi sonucu oluşan organik biriktirme kayasıdır. Kireç taşı asidik suda erir. Yani su erimiş halde CO2 ihtiva ediyorsa, kireç taşını eritir. CO2 ise hava ile nispeten bitki ve ağaç köklerinde bulunur.

Bir mağaranın oluşabilmesi için temel koşul içinde suların hareket edebileceği bir çatlak ya da yarık sisteminin bulunmasıdır. Bu çatlaklar aynı ve ya farklı kaya yapıları arasında çatlaklar ile fay çatlakları da olabilir. Asidik su basınç altında kayalardaki bu ince çatlaklara girerek kireçtaşlarını eritmeye başlar. Başlangıçta yarık ve çatlaklar geniş olmadığı için erime her yönde olsa da daha çok derinlemesine bir gelişme olur. Daha sonrada su çatlak sistemini genişleterek mağaranın ana hatları meydana getirir. Genel olarak kalın kireç taşı katmanlarında dikey mağaralar, yatayda geniş kireç taşı katmanlarında ise yatay mağaralar meydana gelir.

 mağaracılık

Mağaralara çekiciliği veren içinde gelişmiş olan çökellerdir. Bu çökeller sarkıt, dikit, sütun, yaprak, makeroni, inci ve perde gibi oluşumlardır. Bu oluşumlar, yeryüzündeki bitki, toprak ve kayalardan süzülerek gelen suyun içindeki CO2 miktarının mağara havasındakinden fazla olması durumunda meydana gelir. Sudan havaya CO2 transferi sırasında tavanda kireç çökelmesi sarkıtları, yere damlayan sular ise dikitleri oluşturur. Sarkıt ve dikitlerin birleşmesi ise sütunları oluşturur. Bu oluşumların meydana gelmesinde mağaranın üzerindeki kireç taşı biçimlenmesinin kalınlığı, biçimlenmenin üzerindeki toprak kalınlığı ve bitki örtüsü önemli rol oynar.

Mağaraların güzelliği bu oluşumların zenginliği, farklılığı ve renkleri ile ifade edildiğinden mağaracının ilk görevi bu oluşumlara zarar vermemek ve verilmesini engellemektir. Bir sarkıt aktif bir mağarada 100 yılda ortalama 2 cmuzamaktadır.

Mağaralar da canlılar gibi gelişimleri sonunda yok olurlar. Mağaraların yok olması tavandaki ve yan duvardaki kaya bloklarının gevşeyerek düşmeleri ile başlar ve bu blokların mağara boşluklarını bloke etmeleri ile son bulur. Gelişimi sona ermiş mağaralara fosil mağara, gelişimi devam edenlere ise aktif mağara denir.


Türkiye, mağaralar açısından dünyanın en zengin ülkelerinden birisi olmasına rağmen araştırmalara geç başlanmıştır. Yaklaşık olarak 40.000 tane olduğu düşünen Türkiye Mağaralarının çoğunluğu, Orta ve Doğu Toroslar ile Batı Karadeniz bölgesinde yer almaktadır.

mağaracılık 

Mağaraların araştırılması ve incelenmesi ilgilenilen bilim ve spor dalıdır. Mağara Bilimi(Speleoloji), sporla bilimin iç içe olduğu yegâne doğa sporudur. Bünyesinde yürüyüş, kampçılık ve ip inişi gibi birçok sportif alanı; ölçüm, haritalama gibi uzmanlık alanlarını; jeoloji, hidrojeoloji, biyoloji gibi bilim dallarını barındırır.

Mağaracılık birbiriyle uyumlu ve iyi anlaşan bir ekiple gerçekleştirilebilir. Bireysel yapılabilecek bir spor değildir. Mağaracılığı çekici kılan ise yerin yüzlerce metre altındaki birbirinden güzel oluşumlar, bilinmeyen ve karanlık gibi sebeplerdir.

Türkiye'de bilinen ilk mağara araştırması 1927 yılında Raymond Hovasse tarafından İstanbul Yarımburgaz Mağarası'nda mağara canlıları üzerinde yapılan çalışma olmasına rağmen, ekip olarak ciddi anlamda ilk çalışma 1955'te Temuçin Aygen ve arkadaşları tarafından Konya Maraspoli Mağarası'nda yapılmıştır. Temuçin Aygen tarafından 1964'te kurulan Mağara Araştırma Derneği halen çalışmalarına devam etmektedir. 1973 yılında ise Türkiye'nin ilk üniversite mağaracılık kulübü Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü kurulmuştur. Bu kulüp Türkiye'nin en derin mağarası olan Peynirlikönü(Evren Günay Mehmet Ali-EGMA) Mağarası'nın araştırmasına devam etmektedir. İçel - Anamur'daki bu mağaranın derinliği 1429 mm.dir. Bu oluşumların dışında Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Mersin Üniversitesi mağara araştırma kulüpleri; Eskişehir Mağara Araştırma ve Ege Mağara Araştırma Grupları; Toros Doğa Sporları Kulübü bünyesindeki Temuçin Aygen Mağara Araştırma Grubu ile Anadolu Speleolojik ve Karstik Araştırmalar Derneği çalışmalarına devam etmektedir. Bu oluşumların tümü Türkiye Mağaracılar Birliği(TMB) adı altında toplanarak, çalışmalarını ve bilgilerini paylaşmaktadır. Bu birlik son zamanlarda çok önemli olan mağara kurtarma çalışmalarına ağırlık vermiştir. Ayrıca mağaraların korunması, mağaraların ve mağaracıların envanterinin oluşturulması, eğitim ve araştırma standartlarının oluşturulması gibi çalışmalarda bulunmaktadır.

  mağaracılık 

 

Mağaracılıkta Etik Kurallar

Mağaracılıkta dikkat edilmesi gereken diğer etik kurallar da şöyle sıralanabilir:

  • Hiç bir zaman yalnız başınıza mağaracılık yapmayınız.
  • Şehirden ayrılamadan gittiğiniz yeri ve yaklaşık dönüş zamanınızı mutlaka şehirde kalanlara bildiriniz.
  • Grubun dağılmasına izin vermeyiniz, temponuzu her zaman en yavaş mağaracıya göre ayarlayınız.
  • Mağaracılığın çok yorucu bir spor olduğunu unutmayınız, limitlerinizi bilip ne zaman geri döneceğinizi belirleyiniz.
  • Hipotermiyi engellemek için gerekli kıyafetlere sahip olduğunuzdan emin olunuz.  Beslenmenize ve içtiklerinize dikkat ediniz.
  • Gereksiz riskler almayınız. Başınıza yukarıda geldiğince önemsiz olabilecek bir kaza mağara içinde çok daha vahim sonuçlar doğurabilir.
  • Mağara canlılarını, özellikle yarasaları rahatsız etmeyiniz. Eylülden Mayısa kadar kış uykusunda olan yarasaların uyandırılması onların açlıktan ölmesine sebep olabilir.

  • Mağara içindeki tüm çöpler ve içeriye dışarıdan getirilen tüm malzemeler dışarıya çıkarılmalıdır. Karpit tozu ve dışkılar dahil hiç bir atık mağarada bırakılmaz.
  • Mağaraya ve içindeki oluşumlara kesinlikle zarar verilememelidir. Ayrıca gerekmedikçe oluşumlara dokunulup biyolojik atık bırakılmamalıdır. Basılan yerlere dikkat edilmelidir. Mağaralar eşsiz doğal harikalarıdır ve görünüşleri kesinlikle bozulmamalıdır.
  • Mağara koruma kurulunun kabul ettiği tüm kurallara uyulmalıdır. TMB koruma kurulu kriterleri aşağıda belirtilmiştir:

  • Yeni başlayan tüm üyelere çevrenin korunmasının önemi ve yöntemlerini içeren detaylı bir eğitim verilir.
  • Yarasalar kış uykusuna yattığı ve uyandırıldığında açlıktan ölme riski olduğu için, kış sezonunda yarasa popülasyonunun olmadığı bilinen birkaç eğitim mağarası dışında, mağaralara girilmez.
  • Mağara aktivitelerinde özel giysiler ve eldiven kullanılarak en az miktarda biyolojik kalıntının bırakılması sağlanır.
  • Karpit tozu ve dışkılar dahil hiçbir atık mağarada bırakılmaz.
  • Su kaynaklarının kirletilmesinden kaçınılır. Bu amaçla dış kamplarda bile deterjan kullanılmaz, çöp bırakılmaz.
  • Bilimsel amaçlı örnek toplama dışında mağara içerisinden hiç bir şey dışarıya çıkartılmaz, içerideki oluşumlara zorunlu olmadıkça dokunulmaz.
  • İçerdeki aktivite (bilimsel ya da sportif) en kısa sürede bitirilir.

Mağaraların taşınmaz birer kültür varlığı olduğu  unutulmadan korunması gerekmektedir. Gelecek nesillere aktarılacak en önemli güzelliklerden biri olacak mağaraların korunması açısından:
-Mağaralarda yapılacak define vb. amaçlı izinsiz kazı ile tahribatlara engel olmak,
-Tahribatların olduğu mağaraları Türkiye Mağaracılar Birliği'ne bildirmek,
-Araştırması yapılmamış mağaraların en yakın araştırma gruplarına bildirilerek kayıt altına alınmasını sağlamak,
Etkili olacaktır.

Mağaracılık Faaliyetleri

12 Ocak 2008             Dümbelek Mağarası                 Yazıbaşı/Torbalı

09-10 Şubat 2008                                  

*Mağaracılık faaliyetlerine katılacak olanlar günlük yürüyüş ihtiyaçlarına ilave olarak baret(kulüpten temin edilebilir), tercihen kafa lambası yoksa el lambası, mağara için kıyafet(kot,keten pantolon vs) getirmelidirler.Kıyafetler uzun kollu olmalıdır ve fenerler için yedek enerji kaynağı bulundurulmalıdır.

İletişim :
Arda PEKSEV
0505 376 73 54
ardapeksev@gmail.com

-----------------------------------------------------------
Orienteering

ORYANTİRİNG NEDİR?
Her türlü iklim ve arazi şartlarında, gece ve gündüz, pusula ve harita yardımı ile en kısa yoldan, en kısa zamanda hedeflere belirli bir sıra ile ulaşılarak bitişe varılmasını sağlayan, yetenekleri geliştiren bir doğa sporudur.
Bu sporu yapan yada yapmak isteyecek insanların, ciddi anlamda muhakeme yapabilme kabiliyeti her türlü duruma hızla uyum sağlama ve doğru kararı verebilme kabiliyeti, yeterli bir fiziki dayanıklılık ile direnç ve zorluklara meydan okuyabilecek cesaret ve sakinlik gereklidir.
Doğada satranç oynamak olarakta nitelendirilen oryantiring satranç oynayan bir kişinin derin konsantrasyon ve dikkatiyle atletizm yapan bir koşucunun dinamizmi ve meydan okumasını bir araya getiren bir spordur.

orienteering

ORYANTİRİNG İÇİN NE GEREKLİDİR ?

  • Organizasyonun düzenleneceği alana ait, Uluslararası Oryantiring Federasyonunca  (İOF) belirlenen standartlara ve yayınladığı kitapçığa uygun olarak, belirli bir ölçekle çizilmiş   ve sadece oryantiring sporunu yapmaya uygun oryantiring haritası
  • Oryantiring yapmak amacıyla imal edilmiş parmak pusulası
  • Spor yapmaya uygun kıyafet
  • Her türlü duruma çabuk uyum sağlama ile hızlı ve doğru karar verebilme yeteneği
  • Alternatif durumlardan, yüksek stres ve fiziki yorgunluk anlarında en gerçekçi, en uygulanabilir ve doğru olanını seçebilme
  • Kişisel kondisyon ve direncinizin farkında olarak yapabileceklerinizi kestirebilmeorienteering

ORYANTİRİNG TÜRLERİ NELERDİR ?

  • Oryantiring her türlü alanda (doğal arazi, insan yapısı arazi, kapalı alan-açık alan, gece-gündüz, şehiriçi-şehirdışı) organize edilerek yarışma düzenlenebilmektedir.
  • Oryantiring bir çok unsurla birlikte (koşarak, yürüyerek, bisikletle, kayakla, engelli sporcular için) yada birkaç unsurun kombine olarak kullanılması ile yapılabilir.
  • Oryantiring her yaş grubunda kadın ve erkek tüm katılımcıların yapabileceği bir spordur.

orienteering

ORYANTİRİNG TARİHİ VE GELİŞİMİ:

Dünyada: 

  • İlk sportif oryantiring yarışı 1897’de İsveç’te yapıldı.
  • Uluslararası ilk yarışma 1932 yılında yapıldı.
  • 1961 yılında İnternational Orienteering Federation) IOF kuruldu.
  • 1965 yılında IOF kuralları standart kurallar oldu
  • 2007 yılında 67 ülke federasyonu IOF üyesi durumda
  • 2012’de olimpik spor olması bekleniyor.

Türkiye’de

  • Ülkemizde 20 yılı aşkın süredir askeri oryantiring çalışmaları bulunmakta,
  • 1999 yılında Ankara Oryantiring Grubu (A.O.G.) ve eşzamanlı olarak İstanbul Oryantiring Grubu) İ.O.G. çalışmaları sivil anlamda ilk çalışmalar.
  • Türkiye Oryantiring Federasyonu tarihi  :

Dağcılık Federasyonu bünyesinde  2002
İzcilik Federasyonu bünyesinde  2004
Bağımsız özerk federasyon  2006

orienteering

YARIŞMA NASIL OLUYOR ?
Yarışmacılar organizasyonu yapan ekip tarafından belirlenen bir sırayla start alır. Starttan hemen sonra yine organizasyonu yapan ekip tarafından kendilerine verilen bölgenin oryantiring haritası ve kendilerinde bulunan pusula yardımı ile haritadaki belirlenen hedefleri belirlenen sıraya uygun olarak tek tek ziyaret ederek hedeflere vardıklarını ispat eden yöntemleri de uygulayarak hiç hedef atlamadan bitişe en hızlı şekilde ulaşmaya çalışırlar.
Tüm yarışmacılar parkuru tamamladıktan yada organizasyon komitesince belirlenen maksimum süre dolduktan sonra tüm hedeflere ulaşmış ve geçerli bir şekilde işaretleme yaparak bitişe gelmiş yarışmacılar yarışmayı tamamlama sürelerine göre sıralanarak yarışmanın sıralamasını ortaya çıkarırlar ve böylelikle dereceler belirlenir.

Kulübümüzde oryantiring yapmak isteyen kişiler için üyemiz olması kaydıyla harita okuma, yorumlama ve pusula kullanma eğitimleri ile oryantiring ile ilgili her türlü teknik bilgi malzeme ve destek verilmektedir.

orienteering

Oryantiring ile ilgili linkler:

 

İRTİBAT TELEFONLARI VS. yazılacak
KULÜP PROGRAMI VE AKTİVİTELERİ yazılacak
FOTOGRAFLAR SERİGRAFİ VE DİZGİYE UYGUN ŞEKİLDE YERLEŞTİRİLECEK
Eğer:

    • Şu anda nerede olduğunuzu biliyorsanız,
    • Nereye gitmek istediğinizi biliyorsanız,
    • Oraya nasıl gidileceğini biliyorsanız,
    • Oraya vardığınızı nasıl anlayacağınızı biliyorsanız,
    • Yanlış gitmeniz mümkün değildir!


Uye Girişi
2008 Yurt dışı çıkışları
Dağ Temiz Projesi
Hukuk Müşavirliği birimimiz hakkında bilgi almak için tıklayın
DAĞCILIK EĞİTİM DOKÜMANLARI
YAZ DAĞCILIĞI
KIŞ DAĞCILIĞI
METEOROLOJİ
KIŞ GİYSİLERİ
KIŞ HASTALIKLARI
ARAMA KURTARMA
ÇIĞ BİLGİSİ
DAĞ KAZALARI
Zirvedak a üye olmak için tıklayın
Zirvedak a uye olmak icin tıklayın yada zirvedak-subscribe@
yahoogroups.com

a bos bir mail atın

British Flag German Flag Spanish Flag French Flag Italian Flag
GENEL MERKEZ: Kibris Sehitleri Cad. 1452 sok. No: 2/2 Alsancak / Tel: 0232. 464 09 53 Orhan Kozan Cep: 0532.762 73 65 Ev:0232.342 21 27
                         e-posta: orhan_kozan@yahoo.com
İZMİR ŞUBE BAŞKANLIĞI Kıbrıs Şehitleri Cad. 1452 sok. No: 2/2 Alsancak / Tel: 0232. 464 09 53 Hafize Yiğit E-mail : hafize.yigit@yahoo.com Cep : 0532.777 07 92/0505.493 30 10 Başkan Yardımcısı :Sadık Erdem 535.818 73 72 / 506.235 11 31 e-posta:sadoer@msn.com
İSTANBUL ŞUBE BAŞKANLIĞI:Şube Başkanı : İsmet İNAN E-mail :inanismet@yahoo.co.uk Sube Başkan Yard.Ümit Değer Onur : 0533 360 24 10
ANKARA ŞUBE BAŞKANLIĞI: Şube Başkanı : Abdullah KOÇ Cep : 0533. 460 92 66 Is : 0312. 231 44 24 E-mail : kocabdullah@yahoo.com
BURSA ŞUBE BAŞKANLIĞI: Şube Başkanı : Mustafa AKDEMİR CEP : 0532 246 26 92 E-Mail : makdemir@gokyildiz.com.tr
GAZİANTEP ŞUBE BAŞKANLIĞI: Şube Başkanı : Burak GÜRER CEP : 0535 566 14 22 E-Mail : burakgurer@yahoo.com

*** Dağcılık sporu risk içeren bir spordur. Web sitemizdeki bilgiler ile yapılacak tırmanışlarda, oluşabilecek kazalardan, kulübümüz sorumlu tutulamaz.Teorik bilgiler, pratik eğitimler ile takviye edilmediği sürece yetersizdir. Lütfen dağcılık kulüplerinden, kurumlardan yada bilgili dağcılardan eğitim almadan dağa çıkmayınız.