10 Mayıs 2008, Cumartesi 
Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü
Etkinlik Programları
Duyurular
Dağcılık Programları
Doğa Sporları
Fotoğraf Galerileri
Etkinlik Raporları
Eğitim Notları ve Faydalı Bilgiler
Tüzük ve Yönetmelikler
Üyelik
Linkler
Bizi Tanıyın
Medyada Zirve Dağcılık
Ziyaretçi Defteri
2. El Malzeme
Dağ Haritaları

Tdf
HAVA DURUMU
www.meteor.gov.tr
www.weather.com
www.snow-forecast.com
 
'Kör olası çöpçüler'in İznik çıkarması
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=220126
  03/05/2007
  
  Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü'yle Symbiosis (Sınır Tanımayan Sağlık ve Doğa Gönüllüleri) İznik'e temizlik çıkarması yaptı. İstanbul ve Bursa'dan 45 çevreci bölgedeki ilköğretim okullarından 150 öğrenciyle, göl çevresindeki çöpleri topladı.
  
  Tarihte dört imparatorluğun başkenti olan İznik, bugün sahipsiz ve cılız bir ilçe. İznik Gölü ve çevresiyse evsel ve zirai atıklar yüzünden bataklığa dönüşmüş. Gönüllüler de olmasa durum vahim!
  
  
  
  
  ŞULE ÇİZMECİ (Arşivi)
  
  İSTANBUL - İznik, 2 bin 300 yaşında. Sayısız fetihlere sahne olmuş, dört büyük imparatorluğun (Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı) başkenti. Hıristiyanlık tarihinde özel bir sayfası var. I. ve VII. konsülleri ağırlamış, Roma Katolik Kilisesi ve Doğu Ortodoks Kilisesi burada birbirinden ayrılmış. Bu nedenle ruhani ve siyasi bir aktör konumunda. Sahip olduğu tarihi-kültürel değerlere rağmen ne yazık ki, Cumhuriyet sonrası kıymeti bilinememiş.
  İznik'in dört bir yanında, ev sahipliği yaptığı medeniyetlerin izleri var. Surlarının çevresinde dolaşıp anıtsal dört kapıdan geçerken içiniz cız ediyor ama. Atatürk'ün büyük önem atfederek, "Asıl İznik'i göremezsiniz, çünkü o toprağın altındadır" dediği bu eski başkent, cılız bir kasaba olarak kalmış, içine kapanmış, gelişememiş ve dünyanın önde gelen bir turizm merkezi olamamış nedense!..
  
  Türkiye'nin beşinci büyük gölü
  İznik sadece arkeolojik-kültürel açıdan sahipsiz bırakılmamış, doğal güzellikleri de heba edilmiş. Örnek mi? Marmara Bölgesi'nin en büyük, Türkiye'nin beşinci büyük doğal gölü olan İznik Gölü, 1990'da sit alanı ilan edilmiş. Gölün çevresi tamamen tarım alanları ve zeytinliklerle çevrili. Tarım alanları için gölden su alınıyor. 1963'te gölün batısında su tutma amacıyla yapılan seddenin yapımı sonucu 416 sulak alan kurutulmuş. Bu sedde, gölü neredeyse bir rezervuara dönüştürmüş.
  İznik Gölü evsel, tarım ve sanayi atıkları yüzünden yok olma tehlikesi altında. Amerikan firması Cargill'in göl dibindeki nişasta fabrikasının su ihtiyacını yeraltı sularından karşıladığını unutmayalım. Fabrikanın gölden su çektiği de iddia ediliyor.
  Geçen hafta sonu Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü'yle Symbiosis (Sınır Tanımayan Sağlık ve Doğa Gönüllüleri) İznik'e bir temizlik çıkarması yaptı. İstanbul ve Bursa'dan 45 çevreci İznik'e giderek bölgedeki ilköğretim okullarından 150 öğrenciyle birlikte göl çevresindeki çöpleri topladı. Amaç, İznik halkına doğanın nasıl kirlendiğini göstermek, onları temizliğe yöneltmek, her şeyden önce çocuklara çevre bilincini aşılamaktı. Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü, 2007'yi 'Dağ Temiz Yılı' ilan etmiş. Bu yıl tırmandıkları dağlarda ve trekking gezilerinde çevreye atılmış çöpleri toplayarak dönecek, gittikleri yere temizliği götürecekler.
  Temizlik harekâtı için 'çöpçüler' 28 Nisan sabahı İstanbul'dan yola çıktı. Plana göre o gün İznik Gölü'nde temizlik yapılacak, akşam göl kenarında kamp kurulacak, pazar sabahı yine temizliğe başlanacaktı. Bisikletçi ve motosikletçiler de göl etrafinda göğüs pankartlarıyla tur atarak toplumun dikkatini temizlik kampanyasına çekecekti. Hem iki gün doğayla baş başa kalmak, hem doğayı temizlemek... Kamp ateşinde eğlenmek de cabası!
  Erkin Koray'ın 'Kör Olası Çöpçüler'ini söyleyerek iş yapan çöpçüler kafilesine katılmış biri olarak planın başarıyla uygulandığını söyleyebilirim. İki günün sonunda 120 büyük çöp torbasını İznik Belediyesi'ne teslim ettik. Sahilde neler toplamadık ki? Bol miktarda zirai ilaç şişesi, içki şişesi, pet şişeler, tenekeler, konserve kutuları, cam kırıkları, naylon torbalar, alüminyum kâğıtlar, sigara kutuları, izmaritler, bira ve kola kapakları, kumaş parçaları, küçük ev eşyaları, hatta oyuncaklar...
  
  
  Köy sakinleri çöplere alışmış
  İşimiz bitince de çöplerin ortalıkta bırakıldığını duyduğumuz Çakırca ve Yeni Sölöz'e gidip yerinde inceleme yaptık, vaziyeti fotoğrafla belgeledik. Çakırca muhtarlığı göl kenarındaki çöplüğe karşı duyarsız, zaten köy sakinleri de çöplükte yaşamaya alışmış. Yeni Sölöz belediyesi çöplerini yol kenarına yığmış. Ancak hafta sonu olduğu için yetkililere ulaşamadık.
  İlçenin AKP'li Belediye Başkanı Kadri Eryılmaz, hazırladıkları internet sitesinde, "Kanalizasyonumuz yok. Fosseptiklerle idare ediyoruz. Kanalizasyon muhakkak yapılmalı. Çünkü çağdaş bir kentin can damarı kanalizasyondur ve bizim için korunması çok önemli olan büyük bir değer var: İznik Gölü. Bu gölün geleceği için kanalizasyonu, arıtması iyi olacak şekilde yapmak zorundayız" diye konuşuyor.
  Başkan gerçekten güzel konuşmuş, ama neden göl ve çevresinin çöplüğe dönüşmesine duyarsız kalmış?.. Dışarıdan bir avuç insanın ilçeye gelerek çöp toplaması, sessizce 'Siz bu işi beceremiyorsunuz' demesi, bir belediye başkanı için onur kırıcı bir durum değil mi?
  
  * * * * *
  
  
  'Belediye toprağa ve göle karşı ilgisiz'
  İznik'in sorunlarını birinci ağızdan duymak için İznik Çiniciler Derneği Başkanı Adil Can Güven'in atölyesine uzandık. Güven, derneğin çiniciliğin gelişmesine katkıda bulunmanın yanı sıra çevre kirliliğinin önüne geçilmesi ve eski eserlerin korunması gibi amaçları olduğunu söylüyor.
  İznik Belediyesi nasıl çalışıyor?
  Toprağa ve göle karşı ilgisizler. En önemli sorunlardan biri çöpler. Hiçbir ayrıma tabi tutulmadan ilçenin bazı muhitlerine, örneğin Sansarak yoluna yığılıyor. İncelemelerimizde evsel atıklar haricinde hayvansal atıkların da yol kenarında biriktirildiğini gördük. Köylere gelince; kanalizasyon yok, yol kenarından akan kanallarla derelere ulaştırılan evsel atıklar (deterjan, boya, tarım ilacı gibi maddelerle), kanalizasyon atıkları göle ulaşıyor. İznik içinde kanalizasyon yok, fosseptik çukurları mevcut. Bunlar zaman zaman vidanjörlerle çekilerek duyduğumuza göre yamaçlarda bir mağara içine dökülüyor. Bir deprem olsa!..
  Göl kenarında tarım yapılmasının kirliliğe etkisi nedir?
  Tarım ilaçları pulvarizatörlerinin temizlenmesi, tankların yıkanmasıyla süzülen ilaçlı sular göle karışıyor. Avrupa'nın yasakladığı DDT muadili tarım ilaçları kullanılıyor. Ayrıca çorak dedikleri, her sene tonlarcası bölgenin bazı yerlerine tanklarla götürülüp boşaltılan salamura suyu yüksek oranda tuz içeriyor. Bir kısmı yeraltı sularına, bir kısmı göle karışıyor. Bilinçsizce kullanılan kanserojen tarım ilaçları, ilaçlama zamanı kesif kokusuyla tüm İznik'in üstüne yağıyor. Sürüler halinde gezen köpeklerin çöpleri dağıtması ve pazarları çöp toplanmadığı için tam gezi günü pis görüntü olması bir yana, hayvanların taşıyacağı uyuz ve kuduz gibi illetlerin olmaması mümkün değil. Umumi tuvaletlerin yenilenmesine memnun olduk ama bunların göl kıyısı ve dere kenarlarında olması midemizi bulandırıyor.
  İlçe halkı Cargill'in varlığına alıştı mı?
  İstihdam sağlandı, ancak Cargill, Türkiye'nin hikâyesidir! Yeraltı suyunu çekip dengeyi bozuyor. Göl kenarında üç-dört metre çekilme oldu, yükseklik 1 metre azaldı. Kaç bin metreküp su gitti...
  
  
Zirve Dagcilik Okul Kitaplarinda
Milli Egitim Bakanliginca kabul edilen ve ders kitabi olarak kullanilan Sami Tuysuz ve Senol Yildirim tarafindan hazirlanan Sosyal Bilgiler-6 sinif ders kitabinin 83. sayfasinda Turk Yunan Dostluk Tirmanisi adi ile Zirve Dagcilik Kulubu etkinligi haber kupuru olarak yer almistir.
  
  Zirve Dagcilik Kulubu bu sekilde ders kitaplarina bile girmeyi basarmistir. Kulubun kisa zamanda basari ile yukselisinde ve geldigi noktada emegi gecen herkesi kutluyorum.
  
  Serdar Yag
Elbruz 22.07.2006 Hurriyet
Elbruz tirmanisimiz ile ilgili Hurriyet gazetesinde cikan haber ektedir.
  
  http://www.hurriyet.com.tr/sondakika/4796746.asp?gid=71
  
  Türk dağcılar Elburz'un zirvesinde
  
  Türkiye'de dağcılık sporuna gönül verenlerin sayısı her geçen gün artarken, dağcılar yurt dışında da başarılı tırmanışlarıyla gündeme geliyor. İstanbul ve İzmir'den 11 kişilik Türk dağcı ekibi, batı Avrupa'nın en yüksek noktası Rusya'daki 5642 metre yüksekliğe sahip Elbruz Dağı'na temmuz ayı başında maceralı bir tırmanış gerçekleştirdi.
  
  Erhan Pekmen ve İbrahim Akçay liderliğindeki Zirve Dağcılık Kulübü üyesi 11 kişilik ekip, Elbruz Dağı için hazırlıklarını tamamladıktan sonra, Rusya'nın Nalcik Havaalanı'ndan sönmüş volkanın eteklerine ulaştı. İlk kampı teleferikle çıktıkları 3 bin 800 metredeki Barrels Hut Dağevi bölgesinde yapan ekip üyeleri, ikinci gün yükselmeye devam ederek 4 bin 300 metrede ikinci kampı kurdu.
  
  Üçüncü gün "Zirve Tırmanışı" yapılacaktı. Saat 01.30'u gösterirken uyanan ekip, çadırlarından dışarı baktıklarında, yoğun bir sis ve kar yağışıyla karşılaştı. Hava şartları düzelmeyince, tırmanış bir gün sonraya ertelendi.
  
  GPS YARDIMIYLA ROTADA İLERLEDİLER
  
  Ertesi gün havanın biraz da olsa düzelmesi üzerine, yola çıkma kararı alındı. Kar yağışı altında, görüş mesafesinin 100 metre civarında olduğu ortamda yola çıkan ekip, Pasukov Kayalıkları'na ulaştı. Burada "zirve tırmanışı" yapan fakat hava şartları nedeniyle yalnız hareket etmek istemeyen Amerikalı bir dağcı da ekibe dahil oldu.
  
  Rota çubukları görünemez olunca, tırmanışa, ellerindeki GPS cihazına yüklenen koordinatlar yön gösteriyordu. Zaman zaman rotayı kaybetme tereddüdü yaşayan grubu asıl endişelendiren, rotanın sağında ve solunda yer alan buzul çatlaklarıydı. Tedbir amaçlı "ip birliği"ne (iplerle birbirlerine bağlanma) giren ekip, bir süre sonra da bir buzul çatlağının yanına vardıklarını fark etti. Koordinatları tekrar gözden geçirip, sola kaydıklarını fark eden ekip, tekrar rotayı bularak, 5 bin 300 metreye ulaştı. Burada sis dağılmış, bulundukları yer ve çıkış güzergahı netleşmişti.
  
  EKİBİN TAMAMI ZİRVEDE
  
  Ekibin lideri Erhan Pekmen, tırmanış lideri İbrahim Akçay, Sönmez Erkaya, Selda Üstündağ, Muazzez Özçelik, Ahmet Çiğdem, İsmet İnan, İlknur Bayrak, Ergun Tüfekçi, Mithat Şener ve Mehtap Tok, kamptan hareket ettikten 11 saat sonra, 5 bin 642 metre yüksekliğindeki "batı zirvesi"ne, aralarına sonradan katılan Michael adındaki Amerikalıyla birlikte ulaşmayı başardı.
  
  Altlarında kalan ve bir okyanusu andıran bulut denizini bir süre izleyen ekip, sert rüzgar nedeniyle zaman kaybetmeme düşüncesiyle, fazla vakit kaybetmeden dönüş için tekrar bulutların arasına girdi.
  
  KAR MAĞARASINI ANDIRAN ÇATLAKTA 24 SAAT
  
  Zorlu devam eden faaliyettin dönüş yolunda, ekibin iki üyesinde, beslenme yetersizliğinden rahatsızlık gözlenince, arkadaşlarının toparlanması için mola kararı verildi. Bu sırada yanlarına, bölgeye malzeme taşıyan Rus ekip geldi. Rusların önerisiyle, olumsuz hava şartlarından daha az etkilenmek ve arkadaşlarının daha çabuk toparlanması amacıyla, ekip, karın içerisinde, kar mağarasını andıran bir çatlağa girdi. Rusların bıraktığı ocakta su kaynatıp içen ve yanlarındaki yemeklerle karınlarını doyuran yiyen ekip, rahatsızlıklarını aşıp gücünü toplasa da kötü şartların devam etmesi ve havanın kararmaya başlaması üzerine, geceyi mağarada geçirmeyi kararlaştırdı. Soğuk, uykusuz ve rahatsız bir gecenin ardından, sabaha karşı çatlaktan çıkan ekibi sert rüzgar ve tipi karşıladı. Burada Elbruz'un dediği oluyordu, ekip tekrar çatlağa girerek, havanın düzelmesini beklemeye başladı.
  
  Saatler öğle vaktini geçmesine rağmen, hava şartları değişmemişti. Bu sırada dışarıdan gelen ıslığa verilen cevap, bir grubu kendilerine doğru yöneltmişti. Gelenler, bir gün önce karşılaştıkları Rusların, dönmemeleri üzerine kendilerine yardıma gönderdiği 6 kişilik Rus ekibiydi.
  
  Ruslar, dağın yaklaşık 1 saatlik aşağı bölümlerinde hava şartların çok iyi olduğunu söylemeleri üzerine, ekip tipide yola çıkarak inişe başladı. Ekip, çatlakta 24 saate yakın süre kalmıştı. Ekip, bir saate Pasukov kayalıklarına ve düzgün hava şartlarına ulaştı.
  
  
  Ruslardan birinin kayalıkların bulunduğu bölgede, 4 yıl önce Türk dağcı Ali Kemal Kepenek'in kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiğini ve bu operasyona kendisinin de katıldığını anlatması üzerine ekip, Kepenek anısına saygı duruşunda bulundu.
  
  Ekip, kampı topladı ve Barrels Hut Dağevi'ne inerek uçakla İstanbul'a döndü.
  
KadıköyLife Dergisi Kasım/Aralık 2006
Zirve Dağcılık ve Doğa sporları Kulübü ile
  Hep yaşamınızın zirvesindesiniz
  
  Bahariye Caddesinden Modaya doğru giderken küçük bir meydan çıkar karşımıza. Bir tarafta tranvay yolu, diğer tarafta park etmiş yoğun araç kalabalığı. Ve tam karşınızda Moda İlköğretim Okulu.
  
  Salı akşamları, işyerleri kepenklerini kapatıp, yorgun yüzlerle evlerine koşturan insanların arasında; bazı yüzler yeni heyecanlar yeni tadlar için okulun bahçesini doldurmaya başlar. Yeni gelenler selamlanır, eski tanıdıklar ‘hoşgeldin’ sonrası koyu sohbetlere dalar ayaküzeri.
  
  Türkiye’nin en büyük Dağcılık Kulüplerinden olan Zirve Dağcılık ve Doğa sporları Kulübü, şubeleşip büyümeye başladığından beri Moda İlköğretim Okulunu toplantı merkezi olarak kullanıyor. Eylül ayı sonu başlayıp, mayıs ayına kadar devam eden eğitim faaliyetlerinin teorik bölümü kulüp içerisinde yer alan ve kendini dağlara adamış eğitimciler tarafından burada veriliyor.
  
  Doğada yürüyüş, yön ve rota bulma, sırtçantası hazırlama, yaz dağcılığı, kış koşullarında dağcılık, ilk yardım, kaya tırmanışı gibi bir dizi ana başlık altında toplanan bu eğitim dizisini; aralıklı olarak yapılan kamp faaliyetleri ile doğada pratik uygulamalara da taşıyorlar.
  
  Karşılaştıkları zaman, “bu hafta nereye gidiyoruz” oluyor çoğu kez sözleri. Bir bakıyorsunuz Ağrı zirvelerinde geziyor bir kaçı, diğer bir kaçı Aladağlarda o zirve senin bu zirve benim ömrüne ömür katıyor sanki. Bir bakıyorsunuz Rusya’da Elbruz zirvesine tırmanıyorlar, bir bakıyorsunuz iran Demavent’teler.
  
  Onları her hafta sonu Ballıkaya’larda kamp yaparken ve kaya tırmanırken görmek mümkün. Hemen hemen her hafta sonu Taksim’den, Kadıköyden kalkan araçlarla doğa yürüyüşüne giden onlarca insan, dönüşlerinde toprağa, ağaçlara, çiçeklere ve yeni arkadaşlıklara ulaşmanın keyfi ile rahatlamış olarak dönerler şehire.
  
  Dağcılar yeni bir heyecan yaşadı...
  
  Geçtiğimiz günlerde Zirve Dağcılık istanbul Şubesinde yeni bir heyecan vardı. Başarılı bir dönemi geride bırakan ve şube çalışmalarını yürütüp, şubeyi kuran yönetim kurulunun, bayrağı yeni yönetime teslim etti. Moda İlköğretim Okulu’nun bahçesi doldu taştı zirvecilerle. Güleryüzlü, samimi kavgasız gürültüsüzce yapıldı genel kurul. Doğa severlere yakışırca, dostça.
  
  Sonra, Bağdat Caddesi’ndeki Whispers’in konuksever sıcak ortamında buluşuldu . Yemekler yenildi, yeni yönetime başarı dilekleri iletildi.
  
  Kulübe üye olmak çok basit...
  
  Kulübe üye olmak ise çok basit. Üyelerin dağcı olması gibi bir koşul aranmıyor. Öncelikle doğayı seven ve doğada olmaktan zevk alan insanlar üye formunu doldurup üye aylık aidatı olan 8 Ytl karşılığı kolayca üye olabiliyor. Birlikte dağa, doğaya giden bu insanlar, sinemeya, tiyatroya, tekne gezilerine, pikniklere gidiyor ve bisiklete biniyorlar. Yeni yüzü aralarında gördüklerinde ise çok mutlu oluyorlar
  
Elbruz 24.07.2006 Milliyet
Elbruz tirmanisimiz ile ilgili bugunku Milliyet gazetesinde yer alan haber ektedir.
  
  http://www.milliyet.com/2006/07/24/ege/axege01.html
  
  Avrupa'nın zirvesine Türk bayrağı diktiler
  
  İzmirli ve İstanbullu profesyonel dağcılardan oluşan 11 kişilik Türk ekibi, Batı Avrupa'nın en yüksek noktasını gördü. Rusya'daki Elbruz Dağı'na çıkış, zorlu koşullarda 4 gün sürdü
  
  
  Dağcılığa ilgi artıyor
  TÜRKİYE'DE dağcılık sporuna gönül verenlerin sayısı hızla artıyor. Profesyonel dağcılar yurtdışındaki başarılı tırmanışlarıyla da gündeme geliyor. Son olarak 11 kişilik Türk ekibi, Batı Avrupa'nın en yüksek zirvesine çıktı. Rusya'daki 5 bin 642 metrelik Elbruz Dağı'na dört günde tırmandı. İniş ise, zorlu hava koşulları nedeniyle iki gün sürdü. Sonuçta faaliyet başarıyla tamamlandı.
  
  Saygı duruşu yaptılar
  EKİP lideri Erhan Pekmen, tırmanış lideri İbrahim Akçay, Sönmez Erkaya, Selda Üstündağ, Muazzez Özçelik, Ahmet Çiğdem, İsmet İnan, İlknur Bayrak, Ergun Tüfekçi, Mithat Şener ve Mehtap Tok, zirvedeki görüntülerin 'muhteşem' olduğunu dile getirdi. Bu arada, aynı yerde 4 yıl önce kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Ali Kemal Kepenek de unutulmadı. Dağcılar onun için saygı duruşunda bulundu. n AA
  
  
Kizlar sivrisi - Mart 2006
'Çocuk da yaparım zirve de'
  
  FOTOĞRAF: VAHAP ŞATIR
  
  Ayşe Çapraz, Türkiye'nin hamileyken tırmanış yapan ilk dağcısı. Hamileliğinin altıncı ayına kadar köpeği Levski rehberliğinde altı tırmanış gerçekleştirmiş. Yeniden bulutlara dokunmak içinse kızının altı aylık olmasını bekliyor
  
  
  http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=6200
  
  
  ŞULE ÇİZMECİ Radikal Gazetesi
  
  Dünyada kaç bebek vardır göbek bağı bir dağın zirvesine gömülmüş olan? Dört aylık Dilem'in göbek bağını, babası Özgür Çapraz geçen ay Ağrı Dağı'nın zirvesine gömmüş, gömerken de kızı adına güzel dileklerde bulunmuş. Dilem, annesinin karnındayken zirve yapan bir bebek olarak dağcılık tarihinde yerini çoktan aldı. Dilem'in annesi Ayşe Çapraz, Türkiye'nin hamileyken tırmanış yapan ilk dağcısı. Genç kadın hamileliği boyunca köpeği beş yaşındaki Sibirya kurdu Levski'nin rehberliğinde altı tırmanış yapmış. Son tırmanışı hamileliğinin altıncı ayında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Antalya'da Kızlarsivrisi... Hamilelerin tırmanması dağcılık camiasında pek hoş karşılanmıyor. Acaba bu yüzden mi dünyada da hamile tırmanışı yapan sadece iki dağcı var? Tabii bu durumda bu yazı da Ayşe Çapraz'ın inanılmaz dağ tutkusuna ve nasıl gözü kara biri olduğuna dair.
  Dört aylık Dilem, Ayşe, Özgür, Levski ve İran kedisi Külfet'ten oluşan Çapraz ailesi Dikilitaş'ta bir apartmanın bahçe katında yaşıyorlar. Dilem doğduğundan beri Levski'yle Külfet'in yeni mekânları bahçe... Her ikisine de özel yataklar alınmış, emin olun geceleri yataklarında kıvrılıp uyuyorlar. Her ikisi de yeni gelen Dilem'i kabul etmiş, hatta bağrına basmış. Zaman zaman Levski, 'Hadi artık dağa çıkalım' dercesine sahibinin gözlerinin içine bakıyor, sahibi de onu 'Az kaldı oğlum yakında' diye avutuyor. Eve bebek geldi diye genç anne ile babanın dağa sırt çevirecekleri sanılmasın. Aksine geçenlerde dağ yollarına uygun bir cip almışlar. Eylül sonunda ailece Yedigöller'de kamp kuracaklar. Anne, "Kışa doğru zirve tırmanışı yapacağım, yedi aydır dağa çıkmadım, dağ havasını içime çekmedim. Artık yerimde duramaz haldeyim" diye yakınıyor.
  
  'Önce kendi kendimize öğrendik'
  Ayşe Çapraz, kocası gibi Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun. Yakında iş başı yapacak, ama öğlenleri kızını emzirmek için motorsikletine binip Levent'ten Yıldız'a vın yapacak. Genç anneyle oturduğumuz yerden dağlar tepeler aşıyorduk, tam havamıza girmiştik ki Dilem ağlayarak mama istedi, annesi karnını doyurdu, 'Neyse uyudu artık' dedik, kısa bir süre sohbet kesintisiz aktı, derken 'Altımı ıslattım' diye ağladı. Yine de zirveye çıkıp bulutların arasında konakladık. Buyrun misafirliğe...
  Bu dağcılık tutkusu ne zaman, nasıl başladı?
  Bundan beş yıl önceydi, Özgür'le (kocası) yaylalarda kamp yapmaya başladık. Trekking yapmaktı amacımız. Derken Kaçkarlar'a gitmek istedik, ama bizimle gelecek tecrübeli arkadaşımız yoktu, sonunda ikimiz gitmeye karar verdik. Bir hafta öncesinden 'Uludağ'a gidip bir zirve yapalım, zirve nasıl bir şeymiş görelim' dedik. Levski'yi de yanımıza aldık, o zaman Levski sekiz aylıktı. Kaçkarlar'da 3 bin 932 metreye çıkıp, zirve yaptık. 30 Ağustos'ta gitmiştik, çok tecrübesiz olduğumuz için tişört giymiş, yanımıza da sadece yağmurluk almıştık, tabii ki donduk. Sisten sırılsıklam olduk. Geceyi dağ başında geçirdik. Levski sonunda kamp yerini buldu. Ertesi yıl Dedegöl Dağı'na çıktık. Eğitim alacağımız kimse yoktu, kendi kendimize dağcılığı öğrendik. Sonra Zirve Dağcılık Kulubü'nün varlığını duyduk ve oraya yazıldık. Son iki yıldır kulüpten arkadaşlarla her ay bir dağa çıkıyoruz. Normalde bir dağcının bir haftada yapacağı tırmanışı biz iki günde yapıyoruz. Erciyes'e değişik rotalardan çıktık. Mesela buzullu rotanın 80 derece bir eğimi vardır. Ayakkabılarımıza krampon takıyoruz. Elimizde kazma var, düşme anında kara saplamak için.
  Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz an 'Ne olacak bu tırmanış hadisesi?' diye düşündünüz mü, yoksa 'Çocuk da yaparım zirve de mi?' dediniz?
  İkinci cümleyi kurdum. Zaten bir aylık hamileyken Aladağlar'da çok teknik bir rota olan Kaldı rotasından çıktım. Kaldı Zirvesi 3 bin 734 metredir, ama kaya tırmanışı gerektiren bir rotadır, zorludur.
  Niye böyle riskli bir yola girdiniz, orijinallik olsun diye mi?
  Yok. Yapabildiğim kadar yapmak istedim. Bana göre risk yok. Yürüyebilen insan nasıl yürürken tedirgin olmazsa, bir dağcı da tırmanırkan tedirgin olmaz. Sonra bu kış Aladağlar'da Alaca'da zirve yaptım, orada bir nokta tehlikeliydi, biraz tedirgin oldum. Birgün sonra Emler zirvesini yaptık. Levski bize yine karanlıkta yol göstermişti. Karın neresi yumuşak neresi sert biz bakmadan bilemeyiz, ama Levski hemen anlıyor, biz de onun bastığı yere güvenli basarız. Kızlarsivrisi'ne çıktığımızda Dilem 26 haftalıktı. Çok önceden yapılan programda bu zirvede benim rehber olmam kararlaştırılmıştı, ancak karnım büyüdüğünde Zirve Dağcılık Kulubü'ndeki yöneticiler dağa tırmanacak olmamdan rahatsız oldular.
  Peki doktorunuz tırmanışlarınıza onay verdi mi?
  Tabii. Zaten kendisi de dağcı. 'Bir zararı yok, dağcılık en güvenli sporlardan biridir, hatta şehirde yürümekten daha güvenlidir' demişti. Altıncı aydan sonrasına izin vermedi. Doktordan aldığım raporu kulüpte teknik kurula götürdüm, onlar onay verdi. Benim yaptığım bir tür yürüyüş, epey dik sadece. Eğer birileri bana hasta muamelesi yapıyor diye zirveye çıkmasaydım herhalde çok üzülecektim ve bu stresim de çocuğuma yansıyacaktı. Şimdi Dilem'i kangurusuna yerleştirip yürüyüşe çıktığımda çok mutlu oluyor, belki anne karnındayken hoplamaya alıştığı için...
  Yedi aydır dağa çıkmıyorsunuz. Nasıl bir ruh hali içindesiniz?
  Dağlar burnumda tütüyor. Dilem doğduktan sonra eşim iki kez gitti, her seferinde benim de içim gitti. Zirvedeyken gördüğünüz manzarayı hiçbir yerde göremezsiniz, uçaktayken bulutların üzerindesiniz, oysa zirvedeyken bulutların arasındasınız, pamuk tarlasındasınız sanki. Bulutların arasından Bolkar'ların tepesini ve diğer zirveleri görüyorsuunz. Kışın yukarısı günlük güneşlikken aşağıdakiler kasvetli bir havada, yağmur çamur içindeler. Bir kere dağdayken müthiş güzel bir koku geliyor burnunuza. Her dağın kokusu farklı. En güzel kokan dağ Süphan'dır. Kekik kokusuna benzer bir koku vardır orada... Gece 03:00'te yürüyüşe başladığımız için güneşin doğuşunu da görebiliyoruz, aynı anda ayın kayboluşunu da... Dağlar beni çağırıyor, 'Gel, gel' diyor. Ancak Dilem'i asla dağa götüremem, 18 yaşına kadar çocuklar için dağ çok tehlikeli, akciğer ya da beyin ödemi riski var. Ama anne karnındayken güvenli.
  Ne zaman, nereye tırmanacaksınız?
  Zirve Dağcılık Kulübü'nün aralık ayı programında Hasan Dağı var, önce oraya çıkacağım. Sonra kızımı anneme bırakıp Süphan'a çıkmak gibi bir hedefim var. Bu aslında ikinci çıkışım olacak, ama 10 kez bile çıkarım aynı yere. Neden mi? Çünkü her çıkışınızda farklı bir şeyle karşılaşırsınız dağda. Hatta aynı yer birkaç saat arayla farklı bir yere dönüşebilir. Bazı rotalarda saatlerce yürürsünüz. Parkta yürüyüşe benzemez, manzara sürekli değişir. Fitness'te asla uzun süre yürüyemem. Bir kere dağa çıkan bir daha çıkmak ister, tutkudur bu. Dağlardaki çiçekler kadar hayvanlar da farklıdır. Mesela Aladağlar'ın tavşanları kuzu kadardır, Hasandağı'nınkiler küçüktür. Ben bir yandan kuş gözlemciliği de yapıyorum. Gittiğim dağlarda kuşların fotoğraflarını çekiyorum. Bayağı geliştirdim kendimi. Çiçekleri de tanıyorum. Hasandağı'nda çok kurt vardır. Kurdun, domuzun ayak izlerini de tanıyorum artık.
  
  
Agri Trans Temmuz 2006
Bursa Hakimiyet Gazetesi
8 Mart 2006 Kızlar Sivrisi Akşam Gazetesi
Dünya Kadınlar gününde Antalya Kızlar
   Sivrisine yapılan tırmanışımız ile ilgili Akşam
   gazetesinde çıkan haber.
8 Mart 2006 Kızlar Sivrisi Sabah Gazetesi
Dünya Kadınlar gününde Antalya Kızlar
   Sivrisine yapılan tırmanışımız ile ilgili Sabah
   gazetesinde çıkan haber.
28 Temmuz 2004 Ahmet Priştina
Star Gazetesi
Sayfa(lar): 1 | 2 | 3 | 4
Uye Girişi
2008 Yurt dışı çıkışları
Dağ Temiz Projesi
Hukuk Müşavirliği birimimiz hakkında bilgi almak için tıklayın
DAĞCILIK EĞİTİM DOKÜMANLARI
YAZ DAĞCILIĞI
KIŞ DAĞCILIĞI
METEOROLOJİ
KIŞ GİYSİLERİ
KIŞ HASTALIKLARI
ARAMA KURTARMA
ÇIĞ BİLGİSİ
DAĞ KAZALARI
Zirvedak a üye olmak için tıklayın
Zirvedak a uye olmak icin tıklayın yada zirvedak-subscribe@
yahoogroups.com

a bos bir mail atın

British Flag German Flag Spanish Flag French Flag Italian Flag
GENEL MERKEZ: Kibris Sehitleri Cad. 1452 sok. No: 2/2 Alsancak / Tel: 0232. 464 09 53 Orhan Kozan Cep: 0532.762 73 65 Ev:0232.342 21 27
                         e-posta: orhan_kozan@yahoo.com
İZMİR ŞUBE BAŞKANLIĞI Kıbrıs Şehitleri Cad. 1452 sok. No: 2/2 Alsancak / Tel: 0232. 464 09 53 Hafize Yiğit E-mail : hafize.yigit@yahoo.com Cep : 0532.777 07 92/0505.493 30 10 Başkan Yardımcısı :Sadık Erdem 535.818 73 72 / 506.235 11 31 e-posta:sadoer@msn.com
İSTANBUL ŞUBE BAŞKANLIĞI:Şube Başkanı : İsmet İNAN E-mail :inanismet@yahoo.co.uk Sube Başkan Yard.Ümit Değer Onur : 0533 360 24 10
ANKARA ŞUBE BAŞKANLIĞI: Şube Başkanı : Abdullah KOÇ Cep : 0533. 460 92 66 Is : 0312. 231 44 24 E-mail : kocabdullah@yahoo.com
BURSA ŞUBE BAŞKANLIĞI: Şube Başkanı : Mustafa AKDEMİR CEP : 0532 246 26 92 E-Mail : makdemir@gokyildiz.com.tr
GAZİANTEP ŞUBE BAŞKANLIĞI: Şube Başkanı : Burak GÜRER CEP : 0535 566 14 22 E-Mail : burakgurer@yahoo.com

*** Dağcılık sporu risk içeren bir spordur. Web sitemizdeki bilgiler ile yapılacak tırmanışlarda, oluşabilecek kazalardan, kulübümüz sorumlu tutulamaz.Teorik bilgiler, pratik eğitimler ile takviye edilmediği sürece yetersizdir. Lütfen dağcılık kulüplerinden, kurumlardan yada bilgili dağcılardan eğitim almadan dağa çıkmayınız.